Category Archives: Uncategorized

Yeni Yıl Kararları Hakkında Daha Fazlası

social_media_img_blog

Geçtiğimiz hafta size 2016 yılına yönelik kararlarınızı sormuştuk. Bu hafta yine aynı konuyu farklı bir açıdan ele alıyoruz.

Bir araştırmaya göre 2015 yılında İngiliz halkının %63’ünün listelerinin en başında kilo verme, daha fit olma ve daha sağlıklı beslenme olmak üzere kendileri için en az bir karar aldıklarını ortaya koyduğunu yazmıştık. Ancak bunu başaranlara baktığımızda %30’undan biraz daha fazlası aldıkları kararlardan genellikle Ocak ayının sonunda caydıklarını kabul ederken yalnızca %10’u hiçbir kararından caymadığını söylemiştir.

Scranton Üniversitesi’nde 1989 yılında John C. Norcross tarafından yürütülen başka bir çalışma ise tutarlı sonuçlar ortaya koyuyordu. Kendileri için bir karar alan kişilerin %77’si sözlerini yalnızca Ocak ayının ilk haftası boyunca tutmayı başarmıştı. 2002 yılında Norcross’un yaptığı izleme araştırması ilk iki haftada %71’e varan bir düşüş gerçekleştiğini göstermiştir.

Peki, biz bu oyunda daha iyisini başarabilir miyiz? Ve bunu nasıl başarabiliriz? Psikologlar, insanların bunu başarma şansı olması için bunu gerçekleştirme kapasitesine, fırsatına ve motivasyonuna sahip olmaları gerektiğini söylüyor.

Kararları bir başka kişinin baskısı nedeniyle değil, kendimiz için aldığımızdan emin olmamız gerekiyor. Ayrıca irade de bir başka önemli bileşen ve tek seferde birkaç karar birden almak, birinin üzerinde çalışırken kaybedilen enerjinin irademizi zayıflatarak geriye kalan kararlar üzerinde yok edici bir etkiye yol açabileceği anlamına gelir.

Peki, Yeni Yıl kararlarını aldıktan sonra zamana yenik düşmediklerinden emin olmak için de bir plan yaptınız mı?

Tatil Filmleri

stay-at-home-blog

Tık, Tık! Eminim ki hepiniz orada kimin olduğunu biliyorsunuz! Evet, doğru bildiniz! Bu, tatil ruhu!

Kış tatilleri, geldi çattı, bu da sevdiklerinizle birlikte sıcak vakitler geçirme, sıcak çikolata içme, çok fazla yemek yeme ve tatil filmleri izleme vakti demek. Neyse ki her yıl vizyona giren yeni filmler bizlere hem görsel bir şölen yaşatıyor hem de içimizdeki çocuğu canlı tutuyor.  Bunlardan bazıları çok güzel, ancak bir kısmı… O kadar da iç açıcı değil.

Size 3 film önerimiz olacak. Filmlerimizi pek çok film içerisinden eleştirmenlerin vermiş oldukları oylara ve yapılan olumlu yorumlara dayanarak seçtik.

İşte bizim seçimlerimiz, sondan başa doğru sıraladık:

No3. Noel Gecesi Kâbusu

1982 yılında Tim Burton tarafından yazılmış bir şiirden esinlenilerek çekilen Noel Gecesi Kâbusu, Halloween Kentinde yaşayan Jack Skellington’un hikâyesini anlatır. Skellington, Christmas Kentine giden kapıyı açar ve tatilin anlamını öğrenmeye karar verir ancak her şey kontrolden çıkar. Hem büyüklere hem de çocuklara hitap eden bu filmi Cadılar Bayramı’nda da izleyebilirsiniz. Film sizi, tuhaf yaratıkların animasyon dünyasının içine çekecek ve kalbiniz büyülü Danny Elfman film müziği ile atacak.

No2. Evde Tek Başına 1

Küçük bir çocuğu evde tek başına bırakmanın ne kadar tehlikeli bir şey olduğunu herkes tahmin edebilir. Seyircinin beklentilerini iyi bilen Jon Hughes (senarist), bu nokta üzerine gider ve çocuklarından birini oldukça büyük; bir dolu abur cubur ve yetişkin filmleriyle dolu olan evlerinde unutan bir aileyi işler. Çocuğun, iki hırsızın evlerini soymayı planladıklarını fark etmesiyle eğlence başlar. 25 yıl önce çekilmiş olmasına rağmen bütün bir aileyi televizyonun karşısında birleştiren ve her seferinde kendini izlettirmeyi başaran Evde Tek Başına 1, eğlenceli olmanın çok daha ötesinde kült bir film olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.

No1. Şahane Hayat

Frank Capra’nın en iyi filmi olarak değerlendirilen Şahane Hayat, kapalı gişe yapmış bir film değildi. Ancak yetmişli yıllarda izleyicinin dikkatini çekmiş ve klasikler arasındaki yerini almıştır. Aynı yıllarda piyasadaki kopyaları da tamamen tükenmiştir. Televizyonun hızla yayılmasıyla birlikte film izleyiciyle daha çok buluşur (kış tatilleri boyunca neredeyse 24 saat boyunca yayımlanmıştır). Film, kış tatilinde çıkmaza giren ve intihar etmeyi düşünen iş adamı George Bailey’i konu alır. Ancak Bailey, Clarence isimli bir melek tarafından durdurulur. Clarence, Bailey’e eğer o doğmamış olsaydı dünyanın nasıl bir yer olabileceği ile ilgili bir görüntü izletir. Büyük bir ustalıkla yönetilmiş olan filmde oyunculuklar da şüphesiz olağanüstü. Şahane Hayat, klasikler arasında yerini almış, kesinlikle izlemeniz gereken hayat dolu bir film.

Şimdiye kadar çekilmiş pek çok tatil filmden sadece üç tanesini sizlere sunduk. Görüşleriniz bizler için çok önemli. Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

i-Say ödül kataloğuyla popüler tatil hediyelerini araştırın!

1_mon_tw

Yıllar önce aileler hediye dükkanının önünde sabırla dikilip o kusursuz Noel hediyesi için bekliyorlardı. Şimdi, e-alışverişin her yerde patladığını düşünürsek onlar için işler kolaylaştı. Rahat sandalyelerinden tıklayıp, o anda bütün hediye listesine sahip olabiliyorlar. Fakat kusursuz hediye nedir? Örneğin Fox News’e göre, Birleşik Devletler’de en popüler hediyeler Elsa olan her şey ve Taylor Swift’ten herhangi bir müzikmiş.  Bu makale‘ye göre, müşteriler Amazon.com’dan, Cinderella Kalesi’ni 855 kez aşmaya yetecek kadar Elsa oyuncağı almıştır. (bilmeyenler için, Cinderella kalesi 17 katlı bir binadan daha uzundur.) Huffington Post‘a göre Elsa, 2014’te çocuklar için en iyi hediye düşünüldüğünde Birleşik Krallık’ta da zirvedeydi.  Küçük aletler (hem yetişkinler hem çocuklar için) Noel ağacının altında gitgide daha fazla yer almaya başladı.  Toptenreviews.com  gibi inceleme sitelerine göre 2015 yılında küçük aletler ve süsler yarıştan galip çıkacaklar!  Kara Cuma kapını çalıyor, şimdi mağazalara gitmeyi seçebilir ya da hediyelerini İnternetten sipariş edebilirsin. Geçen sene Ipsos ve Google, akıllı telefon kullananların %75’inin telefonlarını tatil alışverişleri için kullanmayı planladığını keşfetti. İşletmeler sizi (tüketici) İnternetten alışveriş yapmaya alıştırmak üzerinde odaklanmaya çalışıyorlar çünkü kolaylık, alışverişi çok çekici kılan bir şey. İşletmeler sizin tasarruf yapmak istediğinizin de farkında. Ipsos ve Google’ın yaptığı aynı çalışma gösteriyor ki 2010 yılında müşteriler hediye için son kararlarını vermeden önce ortalama 5 farklı kaynağa ulaşıyorlardı. Geçen sene bu sayı 12 kaynağa yükseldi.

Bu karar sürecinden sonra bir tek şey nettir! Biraz para harcayacaksınız! Avrupa’da, tatil zamanlarında Birleşik Krallık alışverişte başı çekiyor. thisismoney.co.uk.‘e göre Avrupalıların çoğu 440 euro civarında harcıyor. Bu şımartma olayı Noel’den sonra onların çoğunu borca soktu, Romanya ve Çek Cumhuriyeti’nden sonra üçüncü sıradalar. Bu sıralamanın basamaklarına çıkmak ister misiniz? Yoksa bütün bu olayı zekice planlamak mı istersiniz?

i-Say’in, tatil hediyesi alışverişinizde size yardımcı olmasına izin verin!! http://i-say.com/GiftArea/tabid/166/Default.aspx

Fikirlerinizi paylaşın ve anketlerimize katılarak www.i-Say.com‘dan ödüllerinizi seçin!

Dayanışmanın dijital halleri

solidarity-blog

Dünyamız saldırı altında. Üzerinde yaşayan bir takım insanların terör eylemleri yüzünden içten içe kendini yiyor. Cilt rengi ya da konuştuğu dil fark etmiyor, bu insanlar tarafından her gün hayata karşı suç işleniyor. Tek fark bunların hepsinin medya temsilcileri tarafından tamamen ifşa edilmemeleri, gerçek zamanlı haberdar olamamamız.

Paris saldırıya uğradığı zaman tüm Avrupa sarsıldı. Herkes korku halinde ne olduğunu anlamaya çalışıyordu, Fransa’nın başkentinde farklı yerlerde patlamalar oluyor, insanlar rehin alınıyordu.

Şehirdeki saldırıları takiben Facebook hemen kendi güvenlik kontrol web sitesini Paris’teki insanlar için devreye soktu. Dört milyondan daha fazla insanın kullandığı, tanıdıkların ve aile bireylerinin güvende olduğunu bildiren bir araç sunuyordu, firmaya göre 360 milyon civarında kullanıcı da tanıdıkların ve yakınlarının güvende olduğuna dair mesaj aldı. Ancak bu davranış,  Orta Doğu’daki bombalama ve rehin alınma durumlarına benzer yaklaşımda bulunulmaması nedeniyle eleştirildi.

Güvenlik kontrolü, kişilerin kendileri ve başkalarının güvende olduğunu belirtmelerine olanak sağlıyor. Daha önceden doğal felaketlerde kullanılmak üzere Facebook tarafından aktive edilmişti. Ancak Paris saldırısından sonra firma sadece doğal değil, bundan sonra “insan eliyle olan felaketlerde” de aktive edilmesine karar verildiğini açıkladı.

Ancak bazıları ısrarla bu fikre karşı çıkarak Facebook’u çifte standartla suçladılar çünkü daha 1 gün önce ISIS tarafında Lübnan’da gerçekleştirilen bir saldırıda aynı özellik sunulmadı. LunaPics web sitesi de insanları dünyadaki herhangi bir ülkeyi destekleme gösterisi olarak, profil resimlerini değiştirmeye çağırdı.

All Flags Profile Photo Converter” isimli site de kullanıcılarına ISIS tarafından saldırılan ülkeleri desteklerini göstermeleri için profil fotoğraflarına bu ülkelerin bayraklarını (şu ana kadar 17) ekleme imkânı sundu.

İnternet üzerinden desteğimizi, ilgimizi ve paylaşımımızı göstermemiz haricinde (evet, ISIS bağlantılı web siteleri ve sosyal medya hesapları Anonymus tarafından hacklendi), gerçek dünyada gerçek şeyler de yapılabilir. Fiziki aktiviteler ile, zarar gören yerlerin tekrar yapımına destek olup, benzeri felaketler sırasında ve sonrasında ihtiyacı olanlara sığınacakları bir çatı sağlayarak kurbanlar ve yakınlarına destek olunabilir.

Birlik olun. Bayrakları göz ardı etmeyin, ancak dijital desteğin de ötesine geçin, güçlü kalın. Gerçekten de “güvende işareti” uygulaması çok faydalı ve daha geniş kitlelerde kullanımı çok faydalı olacaktır. Dayanışma farklı şekil ve büyüklüklerde gelebilir. Size kalan orada olmak, anı yaşamak ve doğru olanı yapmak için içgüdülerinize güvenmek.

Başka ne tür destek önerileriniz olur?

İnsanları fedakârlığa iten şey sizce nedir?

super-heart-blog

Kendimize ve hayata farklı bir gözle bakmamıza neden olacak, bize ilham veren insanlar etrafımızda her zaman var olacaklardır. Siz de insanlara söz ya da hareketlerinizle ilham olabilirsiniz. Nepal’de deprem sırasında bir yetimhaneden 55 çocuğu kurtaran ve onlara korunak yapan genci hatırlıyorsunuz. Onun bu hareketi de işte bu kategoriye – bize ilham veren hareketlere- girmektedir.

Dünyanın her köşesinde başkaları için fedakârlık yapanlar var. Gerçek, basit fedakârlıklardan bahsediyorum. Onları sıralamaya, derecelendirmeye kalkışmadan; belli bir grupla, yaşla, ya da cinsiyetle ilişkilendirmeden. Bu bazılarına haksızlık gibi gelebilir: “Ülkesi için hayatını feda eden bir askerle, çocuğu yiyebilsin diye bir portakal yemekten vazgeçen adamın durumu aynı şey değil.” diyebilirsiniz. Tamamen de haklısınız böyle düşünmekle. Evet, aynı şey değiller. Ama aynı motivasyon yakıtıyla beslenmekteler: insani duygular. Gerçek insani tutkular, hayatınız pahasına, yanan o binaya başkalarının hayatını kurtarmak üzere girmeniz için sizin içinizdeki duyguları ateşlerler. Kalbinizdeki çılgın aşk sabah herkesten 20 dakika önce kalkarak sevdiğinize kahvaltı ya da öğle yemeği için sandviç hazırlamanızı sağlar. Kendinizi başkasının yerine koymanız ve dayanışma duygusudur, kendiniz için hazırladığınız sandviçi sokakta hiç tanımadığınız, ihtiyacı olan birisine vermenizi sağlayan. Endişe ve sevgidir, en yakın hastaneye gidip kanınızı vererek başkalarının ameliyattan ya da yaralanmalardan sağ çıkmalarını sağlayan.

İnsanlar yaptıkları bu fedakârlıklar hakkında da konuşmayı pek sevmezler. Çünkü bu bazılarına kendini övme olarak gelip en basitinden size Facebook arkadaşlığından çıkarmalarına neden olabilir. Şimdi biraz farklı açıdan bakalım. SİZ ve SİZİN KENDİ fedakârlıklarınızdan bahsetmeyelim. Başkalarından bahsedelim, size etkileyen ve bir şeyler üzerinizdeki algınızı değiştiren fedakâr insanlardan. Bu herhangi biri olabilir. Bir gitar almak için para biriktiren, sonunda da bu parayı hiç tanımadığı bir çocuk için oyuncak alma amacıyla kullanan biri, ya da size yağmurlu bir gün kendi şemsiyesini verip kendi korumasız bir şekilde yağmur altında yürüyen bir meslektaş. Herhangi biri.

Sizce insanları fedakârlığa ve kahramanca davranışlara sevk eden nedir? Bu kişiler enerjilerini hangi yakıttan alıyor ve biz bu yakıtı hangi yakıt istasyonundan temin edebiliriz?

Ev hanımı anneler için 3 tüyo

stay-at-home-blog

Bazı anneler hayatlarının birkaç ay ya da yılını, kendi küçük versiyonları biraz büyüyüp ana karttan devrelerini ayırabilecek hale gelene kadar askıya alırlar. Bu bazen beraberinde hayal kırıklığı hatta depresyon yaratabilir, etraflarındaki kontrolü kaybediyormuş hissi, toplulukta, arkadaş çevrelerinde ve sosyal gruplarda eski pozisyonlarını geri alamayacakları endişesi onları bu düşünceye sürükler. Bazı günler ev hanımı anneler günlerce dışarı çıkmaz ve hiç bir erişkinle bağlantı kurmaz. Bu durum KK (Kaybetme Korkusu – FOMO (Fear Of Missing Out) olarak adlandırılan durumun tohumlarını zihne yaydığını gösterir. Bu durum hatta bazen, tekrar kendi ayakları üzerinde duramayacakları kadar kötü hale de gelebilir.

Ancak bu şeyler illa sizin (ya da yakın çevrenizin) başına gelecek diye bir kural yok! Depresyonu arka kapıdan tekmeleyip postalayın; kazanım, eğlence ve başarıyı ön kapıdan tekrar buyur edin.

İlk olarak banyo ve makyaja yeterli zaman ayırın; bu size temiz, tazelenmiş ve güne hazır hissetmenizi sağlayacaktır.

İkinci olarak televizyonu fazla seyretmeyi bırakın. Televizyondan kazanacağınız çok az şey var. Zaman kaybı ve beyin yıkamaktan başka bir şey değil. Alternatif olarak bu zamanı yeni yetenekler kazanmak için kullanabilir, bir kitap okuyabilir ya da internetten ilginç makale ya da yazılar okuyabilirsiniz. Yürüyüş yapabilir, bebeğinize kitap okuyabilirsiniz. I-Say sayfalarından anketler doldurabilir, parka gidebilir, anne olmanın ne demek olduğu ile ilgili blog kurabilir, bir arkadaş ya da akrabayı ziyaret edebilirsiniz ve liste böyle uzayıp gidebilir…

Üçüncü olarak, her gün için bir plan yapın. Dilerseniz kendinize bir takvim hazırlayın. Anneler için takvim, günlerini organize ederek, eğlenceli aktivitelere katılırken işlerin de bir taraftan yürümesini sağlar.

Eğer kendinizi kötü hissetmeye başlarsanız, aynı şeyleri tekrar etmekten hemen vazgeçin. Strateji değişkenliktir! Zaman zaman günlük planlarınızda değişiklik yapın. Birçok ortam size diğer annelerle birliktelik kurabileceğiniz fiziki ve sanal fırsatlar sunacaktır ve bunlar da size yeni fikirler verecektir.

Sadece bu üç büyük şey ile başlıyoruz, ama yaratıcılığınızın önünde durmamıza izin vermeyin. Bize ya da diğer annelere görüşlerinizi ve deneyimlerinizi bildirin. Günlük eğlenceleriniz dışında, günün boyunca yüzünüzdeki gülümsemenin gün sonunda da devamını ne sağlar ki?

Küçük lokmalar mı yoksa bütün pasta mı? Seri izleme hakkında bir görüş

bingee-blogEn sevdiğiniz dizinin yayınlanması için bütün bir haftayı sabırsızlıkla beklediğiniz zamanları hatırlıyor musunuz? Hani, eğer dijital video kaydediciniz yoksa o diziyi izlemek için belirli bir zamanda evde olmanız gereken zamanları? İşte o günler geçmişte kaldı. Artık tüm bir sezonun DVDsini alabiliyor veya seç-izle hizmetleri vasıtasıyla beğendiğiniz dizileri talep edebiliyorsunuz. Netflix, Hulu, Amazon, iTunes ve diğer daha küçük, yerel firmalar ihtiyaçlarınızı karşılamak için hazırlar.

Artık, House of Cards dizisindeki Frank ve Claire ile geçireceğiniz üç günlük maraton sonunda devlete karşı daha şüpheci yaklaşabilir veya The Simpsons ile geçen bir hafta sonu ertesinde tamamen sarıya dönebilirsiniz. Hiç böyle veya benzeri şekilde hissettiniz mi? O zaman siz de bir seri izleyicisisiniz.

Seri izleme (binge watching) tanımı, izlenen dizinin uzunluğu, art arda gelen bölüm sayısı, tür, vb. pek çok etmeni dikkate aldığından yoğun bir tartışmanın konusu olmuştur. Oxford Sözlükleri ve Dictionary.com benzer tanımlar önerirken daha çok hiç kalkmadan kısa bir süre içerisinde bir dizinin pek çok bölümünü art arda izleme eylemine odaklanırlar.

Netflix ise Amerika’da yapılan bir çalışma sonrasında tanım için daha farklı bir kelime dizisi seçmiş ve seri izlemenin tek oturuşta en az iki bölüm izleme anlamına geldiğinde karar kılarak toplumsal istatistiklere göre “ölçülü bir davranış”ta bir seansın 2,3 bölümden oluştuğunu bildirmiştir.

Netflix “House of Cards” dizisinin hepsini tek seferde yayınladığında, bazı insanlar buna doyamamış, farelerinin imleci çıldırarak Usain Bolt’tan daha hızlı koşup Oynat’a tıklamış ve lezzetli “göze idareli” uyuşturucu ile beslenmişlerdir. Doğruca en son bölüme gitmemek için kendi kendileri ile bir iç savaş, bir mücadele içine girmişlerdir. Bazıları bir veya iki bölümün tadına baktıktan sonra başından kalkamamış tüm pastayı yemek zorunda hissetmişlerdir. Bu maceranın sonunda, kişi, üzüntü, heyecan ve tedirginlik hissederek karışık duyguların öznesi olabilir.

Eğlence amaçlı dizi izlemeye yönelik insan davranışı konusu bilimsel bir açıdan incelenmeye başlandı. Austin’deki Texas Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafından yapılan bir çalışma seri izlemenin artık “zararsız bir bağımlılık” olarak ele alınmaması ve insanların televizyonun önüne uzun saatler boyunca yerleşmeden önce bir kez daha düşünmeleri gerektiğini belirtiyor. Araştırmacılar, fiziksel yorgunluk, obezite gibi sorunlar ve diğer sağlık sorunları ile seri izleme arasında bir bağlantı buldular. Bu alışkanlığın içinde sıkışıp kalmış, işini gücünü ve insanlarla ilişkilerini ihmal eden, günden güne daha yalnız ve üzgün hale gelen seri izleyicilerin olduğu durumlar belirlemeleri araştırmacıları harekete geçirmiştir. Bir bölüm daha izlememeleri gerektiğini bilmelerine rağmen bu isteğe karşı koymakta zorluk çekmektedirler.

Ama sizi yanlış değerlendirmeme izin vermeyin. Tanımlanan hangi davranış size en uygunu? Eski usul düzenli dizi takip edenlerden mi yoksa ateşli bir seri izleyici misiniz?

Kovayı tekmeler misiniz yoksa bırakırsınız da o mu size tekmelesin?

euthanasia-blog

Hayatta kalma içgüdüsüyle doğarsınız. İlk andan itibaren, hayatta sevgiyle bağlanma ve başkalarına önem verme öğretilir size. O ya da bu şekilde size yakın birilerinin kalıcı olarak yok olmasına şahitlik etmişsinizdir ve o anda binlerce şey hissetmişsinizdir. Hiç şüphe yok ki bu ana kadar “ölüm”, “hastalık” ve “çile çekme” kavramlarına aşina olmuşsunuzdur.

Ama artık “Siz” olan şey bundan sonra var olmayacak olsa ne yapardınız? Tüm bu kavramlar savaşma ve direnme olasılığı olmaksızın tek bir gerçekte buluşsa ne yapardınız? Huzur içinde ölümü mü seçerdiniz, yoksa belirsiz bir süre boyunca bitkisel hayatta mı geçirirdiniz zamanınızı? Bu, modern bio-etiğin üzerinde aktif olarak en çok araştırma yaptığı ve tartıştığı sorudur. Kişinin yaşam ve ölümünü ilgilendiren her konu gibi bu konu da kişinin hayatta kalma temel ilkesini çiğniyor gözüktüğü için tartışmalı bir konudur.

Ötenazi, anlamı “güzel ölüm” olan Yunanca “εὐθανασία” kelimesinden gelmektedir; acı ve çileyi çekmemek üzere yardımlı intihar pratiğini ifade etmektedir. Bazı ülkelerde, Birleşik Devletlerin bazı eyaletleri ile Kanada’nın bazı bölgelerinde ötenazi serbesttir.

Ötenazi karşıtları, kişinin temel yaşama hakkını çiğnediği için bu kavram aleyhinde dururken, diğer taraf, ölümün de yaşam kadar insan “hayatının” bir parçası olduğunu ve herkesin ölmeye hakkı olduğunu savunmaktadır – tabii ki birisinin hayatınızı sizden söküp alması değil, doğal ya da istemli şekilde olan ölüme…

Belçika, Lüksemburg, İsviçre ve Hollanda gibi gelişmiş uluslar, ötenaziyi yasal kılmışlar ve sonrasında çok az problemle karşılaşmışlardır. Ötenazi, öncelikle hastadan yeterli bir onay alınmasını gerektirir. Koma, çok genç ya da çok yaşlı hasta, ağır beyin hasarı gibi, hastadan bu onayın alınamayacağı durumlarda, aile, doktor ve yasal vasilerinden oluşan uygun bir ortamın sağlanması ile bu karar alınabilir. Ötenazi denetim ve kontrolündeki en hassas nokta neyin ötenazi neyin cinayet olduğunu ayıran ince çizgiyi belirlemektir.

Haziran 2015’te Economist ve Ipsos MORI, 15 ülkede doktor yardımlı ölümle ilgili bir anket gerçekleştirdi. Siz de bu sorulara cevap verin ve cevaplarınızı anket sonuçları ile karşılaştırın:

http://www.economist.com/blogs/graphicdetail/2015/06/doctor-assisted-dying-survey

Bu konu son derece hassastır ve kişinin hastalığına çözümün bulunma ihtimali, yaş, kültür, din ve benzeri birçok faktör ve ayrıntıyı barındırırken, ötenazi konusunda fikir birliğine varmanın yakın zamanda mümkün olmadığını söylemek doğru olacaktır.

Siz ne düşünüyorsunuz? Belli bir durumda, kişi üzerine inecek son perde zamanı olan ölümü, kendisi belirleme hakkı olmalı mı, yoksa bu işi doğanın ellerine mi bırakmalı?

Yakında i-Say’de: Web kameralı analiz sonuçları

1_webcam-blog

Bir kişinin sadece yüz ifadesi ile ne derece iletişim kurabileceğini düşünün. Kaş çatma, güvensizlik veya ret anlamına gelirken, gülümseme onay ve mutluluğu ifade edebilir. Çoğu durumda, yüz ifademizle verdiğimiz tepkimiz belirli bir durumla ilgili bizim gerçek duygularımızı ortaya çıkarabilir. Siz iyi olduğunuzu söyleseniz de, yüzünüz aksini söyleyebilir. Peki, bu neden pazar araştırmasında kullanılmasın?

Daha önce duymadıysanız, açıklayalım…. Web kameralı video analizleri çalışmaları, size çevrimiçi çalışmalarımız sırasında ekranda sunduğumuz medyalara olan tepki ve katılım derecemizi ölçmemize yardımcı olmak için geliştirildi. Bu kadar basit: Size, bize ne düşündüğünüzü söylemeniz yerine, ne düşündüğünüzü göstermenizi istiyoruz. Kelimelerinizi yüz ifadelerinizle bir araya getirerek, görüşlerinizi daha kolay ifade ediyorsunuz ve şirketler, yeni ürünleri hakkında ne hissettiğinizi daha iyi anlayabiliyorlar.

Yakında videolu analiz çalışmaları, günlük i-Say tecrübenizin bir parçasını oluşturacak. Size kişisel bilgilerinizin güvenliği açısından tam garanti veriyoruz; içiniz rahat katılabilirsiniz, emniyetiniz açısından endişe duyabileceğiniz bir durum yok. Web kameranız ile çalışmaya katıldığınızda size ait görüntüleri topluyoruz; bunu yalnızca izin vermeniz durumunda yapıyoruz ve herhangi başka bir kontrol veya etkiye sahip olmuyoruz. Diğer yandan, yüz ifadeleriniz bilgisayar tarafından işleniyor ve kodlanıyor. Yalnızca, onaylanmış anonim bilgiler arama sonuçlarına dâhil ediliyor (örn. araştırmaya katılanların %50’sinin yüz ifadeleri, A ürünü için onaylanmış olarak görünüyor vb.).

Bu yeni araştırma tipine büyük bir heyecan duyuyoruz ve sizinle memnuniyetle paylaşmak için sabırsızlanıyoruz. Artık, size bağlantıyı takip ederek, bir web kameralı analiz çalışmasına katılmayı teklif ettiğimizde, daha fazlasını bilgiye sahipsiniz. Değil mi?

Topluluğumuza yönelik en son mini ankete katılarak bunu bizimle paylaşın: http://social.i-say.com/poll/bir-web-kameral-analiz-calmasna-katlmak-ister-misiniz/56702882

Nepal’e destek olduğunuz için teşekkürler

nepal-blog

i-Say’de, sanal topluluk aracılığı ile bir fark yaratmak ve 25 Nisan tarihinde yaşanan deprem felaketinden sonra gerçek topluluklara yaralarını sarmada yardım etmek istedik. Bütün bunlar sizin desteğinizle mümkün oldu. Puanlarınızı bağışladınız, bu şekilde toplam £20,604/ 29,000 EUR topladık ve bu tutar Cold Feet Foundation Nepal ekibindeki gönüllülerin, Katmandu’nun 64 km batısında bulunan Dhading Bölgesi’ne yapılan müdahaleyi geliştirmelerine destek olunması için kullanıldı. Yaklaşık 1250 kişinin yaşadığı 8 köyde, 300 haneye yardım ettiler.

Dhading bölgesindeki 300 hanenin %90’ı yıkıldı, 30 kişi ölü olarak bulundu ve 80 yaralı vardı. Ayrıca 100’ü aşkın hayvan da telef oldu.

Kampanya, bu insanlara, temel gıda malzemeleri ve tıbbi hizmetler sağlamayı hedeflemektedir. Uzun vadede, gayretler aynı zamanda köylerin yeniden kurulması üzerinde yoğunlaştırılacaktır. İşte güncel durum bu…

Şu ana dek neler yapıldı:

  • 28 Nisan ila 17 Mayıs – Yaklaşık bir ton besin maddesi sağlandı (örn. 120 kg pirinç, 100 kg patates, 100 kg un, 200 paket glikoz, 160 kg kuru pirinç, 80 paket tuz, 80 litre yağ vb.);
  • 28 Nisan ila 17 Mayıs – Üç günlük tıbbi müdahale çadırı kuruldu – bölgede bulunan sekiz köyden yaklaşık 600 kişiye genel tıbbi müdahalede bulunuldu.

Şimdi neler yapılıyor:

  • 18 Mayıs ila 12 Haziran – Bağışlarınızla teneke çatı örtüsü demetleri alındı ve bölgedeki 300 haneye dağıtılacak (demet başına yaklaşık 10 adet teneke levha).

Gelecek için planlananlar:

  • 13 Haziran ila 15 Temmuz – Dhading Bölgesinde yaşayan herkesi kapsayacak, ikinci bir tıbbi müdahale çadırı organize edilecek.
  • 15 Temmuz ila 15 Ekim – Bölgede, gerektiğinde daha fazla sığınacak yer ve tıbbi müdahale organize edilecek.
  • 15 Ekim ila 29 Şubat – 300 hanenin tamamı için yeniden yapım müdahaleleri.

Bu amaçta payı olan hepinize teşekkür ederiz! Siz olmasaydınız, bunların hiçbiri mümkün olamazdı.