Category Archives: İlginç

Bir düğünün maliyeti: Avrupa Birliği karşısında Yunanistan

yes-no-tw

Birçok durumda, boşanmanın maliyeti düğün maliyetinden daha düşüktür. Avrupa Birliğini bir evlilik gibi düşünürsek, geçtiğimiz haftalarda, havada ciddi bir boşanma gerilimi esti.

Yunanistan, kısa bir süredir medyanın başlıca konusuydu. Bunun, yaz sezonu ve favori tatil yerleriyle ilgili olduğunu düşünebilirdik. Ama birkaç yıl önce böyle düşünmek doğru olabilse de, 2015 yılında durum farklı. Mali sıkıntı içinde olması, liderlerinin Avrupa kurumlarına olan borçlarını ödeyememesi nedeniyle arz ettiği hassas durumdan dolayı gözler Yunanistan’ın üzerindeydi.

%65’i Avro ülkeleri ve Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) ve %8,7’si Avrupa Merkez Bankası’ndan (ECB) gelen 320 milyar € üzerinde toplam sosyal sorumluluğa sahip olan Yunanistan, iflasını, teknik olarak yükümlülüğünü yerine getiremeyeceğini açıkladı.

Bu kemer sıkma eziyetine bir son vermek üzere, bilhassa halk tarafından seçilen Yunanistan hükümeti ile beş ay süren görüşmelerin sonunda, Avrupa liderleri, IMF taksitini ödemesi hususunda Atina ile uzlaşmaya vardıklarına kanat getirerek Brüksel zirvesinden ayrıldılar. Ancak Başbakan Alexis Tsipras, ülkesine döndüğünde, alacaklıların teklifi konusunda bir referandum başlatarak ve kendisinin de olumsuz oydan yana olduğunu beyan ederek şaşkınlığa neden oldu. Yunanistan vatandaşlarının %61’i yabancı alacaklıların şartlarını reddetti ve Avro alanında kalma sürelerinin uzatılmasına paralel olarak, borcun çözümlenmesine doğru bir sihirli düşünce dönemine girdi.

Yunanistan’ın resmi makamları tarafından oynanan tehlikeli kaçak oyunu, durumu AB alanında daha da şiddetli bir duruma soktu ve birçok ülke yöneticisini bu küçük inatçı ülkeye karşı cezalandırıcı önlemlere doğru itti.  Günün sonunda, halkoylamasının sonucuna rağmen, Yunanistan, durumu kurtarmasına yetebilecek yeni bir para gelişi sağlayabilmek için, yabancıların koşullarını kabul etmek zorunda kaldı.   Brüksel’in 7 milyar avro tutarında bir acil yardımda bulunması bekleniyor; böylece Yunanınlar, Avrupa Merkez Bankası ve IMF’ye olan borçlarının bir kısmını ödeyebilecekler.

Bu başka bir durumu tetikledi; TVA’nın yükseltilmesi, otel hizmetleri vergisi ve halkın nakit çekme tutarının sınırlandırılması gibi aşırı ciddi önlemler karşısında, kemer sıkma uygulaması karşıtları sokaklarda resmi makamlarla mücadele içine girdikleri gösteriler düzenlediler.

Yukarıda açıklanan durumdaki Yunanistan için, Greek Reporter‘a göre, Nisan ayındaki en fazla Google aramasının konusunu, düğün ve kutlama maliyeti sorgulaması oluşturdu.  Yüksek seviyede bir boşanma organizasyonuna şahit olmamıza ramak kalmıştı; az kalsın tüm bu Google aramalarını ve yabancı politika tahminlerini boşa çıkaracaktı…

Oyun yaşamı

PrintGeçen hafta, Hiroshi Yamauchi arkasında bir imparatorluk ve gelecek birçok nesle yetecek bir miras bırakarak vefat etti. Hiroshi’yi duymayan kişiler için, kendisi uzun süre Nintendo Firmasının başkanlığını yürütmüş ve görevi boyunca birçok ünlü oyun kahramanı görülmüştür. Mario veya Donkey Kong’i hatırladınız mı?

Çocukluk anılarımdan kafamda kalan bir şey söylememi isterseniz hiç çekinmeden “büyük bıyıklı, kırmızı şapkalı, mavi elbiseli ve önüne gelen mantarların hepsini yiyen İtalyan ustası” derim. Benim neslimden birçok kişinin aynı cevabı vereceğinden de eminim.

Ve bizler büyürken oyun sektörü de büyüdü ve Mr. Yamauchi oyun sektöründe birçok önemli işe imza atan tek kişi değildi. Oyunlar daha kompleks bir yapı kazandı, grafikler çok daha gerçekçi hale geldi ve birçok oyun türü piyasaya sürüldü. Şu anki çalışmalarımıza bu şekilde ulaştık.

Tabiî ki, oyun oynamanın sosyallikten uzaklaştırdığını, çeşitli sağlık sorunlarına sebep olduğunu, dahası zararlı bir alışkanlık olduğu eleştirisinde bulunanlar da var. İlk olarak, araştırmalar oyun oynayan kişilerin daha hızlı karar vermelerine yol açan daha fazla bilgi aldıklarını göstermektedir. Ayrıca, Ipsos’un 2008 yılında yaptığı araştırmada video oyunu oynayanların %75’inin oyunu çevrimiçi ortamda ya da karşılıklı olarak oynadığı görülmekte ve bu kişilerin %11’i ise oyun oynamayan kişilere göre daha fazla spor yapmaktadır, dolayısıyla daha sosyal ve aktif bireylerdir.

Bunun yanı sıra, oyun oynamayı sevmemizin ana sebebi oyunu hazırlayanların özellikle bizim için hazırladığı dünyalarda hayal gücümüzü daha çılgınca kullanmamıza olanak sağlamalarıdır. Bir prensesi her gün kurtarabiliyor, Roma ordusuna generaller olabiliyor ve enkazlardan şehirler inşa edebiliyoruz. Sınır yok.

Peki siz ne yapıyorsunuz? Oyun neslinin bir parçası mısınız? Bu konuyu nasıl ele alıyorsunuz?

Çizgiyi nereden çekmeliyiz?

RVB de baseSon yıllarda, her yerden ulaşabileceğiniz sosyal ağların ve çevrimiçi medyanın ortaya çıkması ile, firmaların pazarlama çalışmaları da değişmiş görünüyor. Standart reklam araçlarını kullanan (Televizyon, dergi, cadde reklamları vb.) tüketicilerin bu araçları ikinci plana atmaları ile, firmalar sunumlarını kişiselleştirmeye başlamış ve her birini hiç kimse için değil, özellikle SİZİN için hazırlıyorlar izlenimi sunmaya başlamıştır.

Bu kişiselleştirmeyi ya da diğer bir deyişle ‘ısmarlama’ trendini her yerde görüyoruz, Coca Cola adınızı (ve diğer genel adlarınızı) şişelerin ve kutuların üzerine yazarken Nutella ise kavanozun üzerine adınızı yazarak özelleştirmeye gidiyor ya da gerçekte Google kişiselleştirilmiş çevrimiçi hizmetleri ve Android mobil işletim sistemi ile kişiselleştirme sağlıyor; bu firmaların tamamı size uygun içerikleri size sunabilmek amacıyla çevrimiçi hareketlerinizi göz önünde bulunduruyor.

Ayrıca, diğer bir trend ise ‘daldırma’ olarak anılan – tüketiciyi markaya bağlayan gerçek yaşam deneyimlerine bağlayan eğilimdir ve bu şekilde kişilerin marka bilinci artırılmakta ve ilgi çekilmektedir. Örneğin, bazı yeni sinema deneyimleri İngiltere’de ve diğer yerlerde ön plana çıkarılmış olup burada film severlerin filmin temasına ve doğasına göre giyinmesi istenmiştir ve bunun ardından film, filmde geçen ortama benzere bir ortama yansıtılmıştır. Diğer inisiyatifler daha agresiftir – örneğin Youtube’de yayınlanan Nivea deneyimi gibi:

http://www.youtube.com/watch?v=_gWk_yKtEdo

Reklamın gideceği yön hakkında ne düşünüyorsunuz? Eğlence ile markaya özel aktivitelerin çizgisini ve özel yaşamlara müdahale edilen noktayı nerede ayırırsınız? Pazarlama daha deneysel ve katılımlı mı yapılmalı ya da daha hafif mi geçilmeli? Yorumlarınızı bize bildiriniz.